•  
  •  
  •  
  •    
  •   
  •  
  •  

Haberler

Son Eklenenler

Vizyondakiler

Gelecek Program

TV'dekiler

Sosyal ağlarda takip et!
Korku tünelini facebookta takip edin Korku tünelini twitterda takip edin
Dabbe
Dabbe
Senaristligini ve yönetmenligini Hasan Karacadag’in yaptigi bu filmde, kiyametin, yayilmak için interneti seçtigini görüyoruz. Dabbe’nin dünyanin sonunu getirmek için, yasayanlarin ve yasamislarin sekline bürünebilen cinlerden de yardim alarak insanlara çektirdiklerine tanik olurken, gerek irkiliyoruz, gerekse bazi sahnelerin vasatligina sikiliyoruz. Arkadaslarinin garip tavirlari ve siradan olmayan intihari üzerine hayatlari degisen üç genç, Amerikan filmlerinden firlamis polisler yardimiyla olayi çözmeye ve kendilerini aniden gelisen bir bunalimdan kurtarmaya çalisiyorlar.

Film baslangicindan sonuna kadar gerilimi elinde ve had safhada tutmaya çalisiyor. Ancak bu ortam, gereksiz gerilim ve diyaloglar yaratiyor. Özellikle baslarda ortami germek için çok fazla tasvir yapilmis. Gerçek hayatta çok siradan ve normal olan bir olayi bile ürkütücü tasvir ederek, sahneler komik bir hale sokulmus, yapmaciklastirilmis. Bu da filmin kalitesi düsürmüs. Eger bu film hakkinda hiçbir fikriniz yokken, filmi en sakin sahnesinden bile izlemeye baslasaniz korku filmi oldugunu anlarsiniz. Diyaloglarin bir baska eksisi de etkileyici ve karizmatik olmasi için çok fazla ugrasilmasi. Filmde bol miktarda “sayi kesin degil ama 1337 tane…” seklinden diyaloglara rastliyoruz. Ayrica olayi inceleyen polislerin, görünüs olarak Türk ama ruhsal olarak Amerikan olmasi da ilginç etkenlerden bir digeri. Kemer yerine aski tercih etmeleri, sakiz çignemeleri komiser olarak Chuck Norris imajli bir oyuncu kullanmalari yine karsimiza Amerika etkisini çikariyor.

Oyunculuk açisindan vasat kategorisine giren filmimizin oyunculari, korkmalari gereken sahnede korkamiyorlar. Ayrica filmin senaryosu için, normal davranislardan taviz verilmis. Bir insan eger çok korkunç bir telefon alsa, daha fazla korkmamak için telefonu kapatir. Ama bu filmimiz için geçerli degil. Bir baska örnek, gergin ve kameralarin oldugu bir ortamda, bir insan çikip insanlari ürkütecek sekilde bagirirsa, polisimiz kisinin agzini kapatir ve hemen sorguya alir, ama bu olay filme yansitilmamis. Ek olarak, bir psikiyatrisin, televizyon programina çikarak, kameraya bakar bir halde seyirciyle ikili diyaloga girmesi ve ögüt verir gibi konusmasi gerçek hayati yansitmiyor. Korkutucu mekânlarda, oyuncularin refleks olarak hizli olmasi yerine yavas bir sekilde geriye bakmasi da anlayamadigimiz bir baska unsur. Buna ilaveten, bir sahnede, ön planda olmasi gereken bir obje varsa, onun önünden bir kez bile geçilmiyor. Bunun filme artisindan çok eksisi olmus.

Dabbe için özellikle bos ve tarihi mekânlar seçilmis. Ve yine bir klise olarak, olaylarin merkezi olan bölgelerde bir tane bile insan olmamasini gösterebiliriz. Karakol koridorlari bile bombos ve los tasvir edilmis. Ama beni hala düsündüren bir sahne vardir ki, o da neden polisin inceleme yaptigi evin disina degil de, evin içine polis bandi çektigidir. Diger odalarda delil bulunma ve olasiligi yok mudur? Ya da halkin o odaya girmeme sarti ile evde rahatça dolasabilme sansi mi vardir?

Artik korku filmleri yapimcilarinin, kendi sektörleri ile ilgili baska film izlememesi gerektigini düsünüyorum. En azindan bizim ülkemizde. Çünkü az veya çok basariya ulasmis bir filminkine çok benzer sahneler kullanma gibi bir aliskanligimiz var. Film, izlerken birkaç kez “Ben bu sahneyi daha önce görmüstüm.” deme sansini bize vermemeli. Bu olursa hem üretkenlik, hem kalite hem de tür azalir.

Senaryo olarak çok fazla etkileyiciligi olmadigini belirtmek gerekir. Söyle ki, polisin inceleme yaptigi bir evden çikan kamera ve kaset nasil olur da incelenmez? Böylece kamerayi inceleme hakki sivil ve ‘kafasi polisten daha fazla çalisan’ bir kisiye verilir? Filmin bas gizeminin de kolayca anlasildigini belirtmemiz gerekir.
Isik açisindan baktigimizda, fazla olmasa da mekânlarinin isiklarinin degistigini görüyoruz. Ama bunun filme herhangi belirgin bir etkisi olmadigini söyleyebiliriz. Ilaveten, yanlis kamera açilari, - film sonlarinin daha etkileyici olmasi gerekirken- etkisiz ve anlasilmaz son gibi birkaç eksisi daha bulunmakta.

Gelelim filmin en iyi yönüne: efektler. Bu filmin en büyük artisi, korkuyla iç içe olan atmosferlerde, efektleri iyi kullanarak korku unsurunda basariya ulasmasidir. Gerçi ne olacagini tahmin edebiliyorsunuz ama yine de refleks olarak korkuyorsunuz. Ayrica kafalarda soru isareti birakan ve tam anlasilmayan bazi sahneleri çok iyi bir sekilde baglamis.

Sonuç olarak, o kadar elestiri almasina ve o kadar eksisi olmasina karsin, Dabbe, Türkiye’nin en iyi korku filmi. Çünkü Türk korku filmleri içerisinde, korkuyu en iyi veren ve teknolojiden en iyi faydalanan film diyebiliriz.