•  
  •  
  •  
  •    
  •   
  •  
  •  

Haberler

Son Eklenenler

Vizyondakiler

Gelecek Program

TV'dekiler

Sosyal ağlarda takip et!
Korku tünelini facebookta takip edin Korku tünelini twitterda takip edin
Gammaz Yürek - Edgar Allen Poe
Hikayeler
Gammaz Yürek - Edgar Allen Poe
DOGRU! - gergin - hep korkunç derecede gergin olmusumdur ve hala da öyleyim; ama deli oldugumu neden söylersiniz ki? Bu hastalik duyularimi keskinlestirdi; yok etmedi ya da onlari köreltmedi. En çok da isitme duyumu. Dünyada ve cennette olan her seyi duyardim. Cehennemden de çok ses duydum. Nasil yani, deli miyim? O halde dinleyin! Ve hikayenin tümünü nasil saglam ve sakince anlattigimi görün.

Fikrin ilk olarak beynime nasil girdigini anlatabilmem mümkün degil; ama bir kere içime isledikten sonra, gece gündüz pesimi birakmadi. Amaç yoktu. Tutku yoktu. Yasli adami severdim. Bana hiç yanlisi olmadi. Hiç hakaret de etmedi. Parasinda gözüm yoktu. Sorun sanirim gözüydü(1)! Evet, oydu! Bir akbabaninkine benzeyen - üzerindeki mat zariyla, mavi, solgun bir göz. Ne zaman bana baksa, kanim buz keserdi. Ben de yavas yavas ihtiyari öldürmeye karar verdim. Böylelikle kendimi gözden sonsuza kadar kurtaracaktim.

Simdi, söylemek istedigim su. Beni deli saniyorsunuz. Deliler hiçbir sey bilmezler. Sizse beni görmeliydiniz. Nasil akillica ilerledigimi - nasil dikkatle - gizliden gizliye ve olacaklari sezerek isi bitirdigimi! Onu öldürmeden önceki haftada oldugum kadar nazik olmamistim hiç ihtiyara. Ve her gece, gece yarisi gibi kapisinin çengelini çevirip açtim. Ah! Nasil da kibar! Kafamin ancak girecegi bir araliktan içeri, üstü kapali bir fener tutardim. Öyle kapali ki, hiç isik sizmazdi, sonra da basimi içeri sokardim. Ne kurnazlikla uzandigimi görseydiniz gülerdiniz! Ihtiyarin uykusunu bölmemek için usulca uzanirdim - çok çok yavas. Basimi, kapi araligindan, onu yataginda yatarken görebilecek kadar sokmak, tam bir saatimi alirdi. Deli bir adamin kafasi bu kadar çalisabilir mi? Basim odaya girdikten sonra, feneri dikkatle açardim - çok dikkatli (menteseleri gicirdadigindan) - ancak incecik bir huzmenin akbaba gözüne düsebilecegi kadar. Tüm bunlari, yedi uzun gece boyunca yaptim - her gece, tam gece yarisinda - ama göz hep kapaliydi; bu yüzden ise devam etmem imkansizdi çünkü benim canimi asil sikan ihtiyar degil, o akbaba kem gözüydü. Yine de her sabah, gün agarmisken odaya salina salina gider, cesurca konusurdum. Sevecen bir sesle ismini söyler, geceyi nasil geçirdigini sorardim. Iste görüyorsunuz, benim her gece, tam on ikide, onu uyurken gözetledigimden süphelenmesi için hissiyati çok kuvvetli bir adam olmasi gerekti.

Sekizinci gece kapiyi açarken, her zamankinden daha temkinliydim. Öyle ki saatin yelkovani bile benden daha hizli hareket ederdi. O geceden önce, gücümün ve zekamin boyutunu hiç bu denli hissetmemistim. Zafer sarhoslugumu güç bela zaptedebiliyordum. Oradaydim iste, kapiyi usul usul açiyordum. O ise benim gizli düsüncelerimi rüyasinda bile göremezdi. Tüm bu düsüncelere hafifçe gülüverdim ve belki de beni duydu, yataginda kimildandi, irkilir gibi. Geri çekildigimi sanabilirsiniz - ama hayir. Odasi zifiri karanlikti (ihtiyar hirsizlardan korktugundan, panjurlarini simsiki kapatirdi) ve bu yüzden kapi araligini görmedigini biliyordum, istikrarli bir sekilde itmeye devam ettim.

Nihayet basimi içeri sokmus, tam fenerin üstünü açmaya çalisiyordum ki basparmagim teneke çengelin üzerinden kaydi ve ihtiyar yataginda dogrulup bagirdi ? "Kim var orada?".

Agzimi açip tek bir sey söylemedim. Tam bir saat boyunca, hiçbir kasimi kimildatmadim, onun da geri yattigini duymadim. Hala yatakta oturmus dinliyordu; - tipki benim de gecelerce yaptigim gibi, ölümün duvarlardaki bekleyisini isiterek.

Az sonra hafif bir inleme duydum, biliyordum ki bu öldürücü korkunun iniltisiydi. Acinin ya da kederin degil "ah hayir!" dehsetin esir aldigi ruhun köklerinden gelen boguk sesti bu. O sesi iyi tanirdim. Gecelerce, tam da gece yarisi, tüm dünya uyurken, bagrimdan kopup gelirdi, korkunç yankisiyla durmadan derinlesirken, korku benligimi alirdi. Dedim ya, bu sesi iyi biliyordum. Içimden gülsem de, yasli adamin ne hissettigini anlayabiliyor ve ona aciyordum. O ilk tikirtiyi duyup yatakta döndügünden beri uyanik yattigini biliyordum. Ta o zamandan beri endisesi büyüyordu. Yersiz oldugunu düsünmeye çalisiyor ama yapamiyordu. Kendi kendine söyleyip duruyordu: "Bacadaki rüzgardan baska bir sey degil - sadece bir fare" ya da "Küçük bir cir cir böcegi ciriltisi." Evet, bu varsayimlarla kendini rahatlatmaya çalisiyordu ama hepsi bosuna. Bosuna, çünkü kara gölgesiyle sinsi sinsi yaklasan ölüm, kurbanini agina düsürmüstü. Ve tam algilayamadigi gölgenin onu eleme bogan etkisi - görülmese, duyulmasa da - odadaki varligimi hissetmesiydi.

Onun geri yattigini duymadan, büyük sabirla bekledikten sonra, fenerde küçük, küçücük bir aralik açmaya karar verdim. Açtim ?nasil belli etmeden, usulca? o yariktan çikan örümcek ipligi gibi ince bir isik huzmesini akbaba gözün üstüne düsürene kadar.

Açikti - fal tasi gibi - baktikça öfkem kabariyordu. Onu kusursuz bir netlikte görebiliyordum - donuk mavi ve üzerinde beni iliklerime kadar ürperten igrenç bir örtü; ama ihtiyarin yüzünün ya da bedeninin baska hiçbir yerini göremiyordum: sanki iç güdüsel olarak isigi dosdogru o lanet noktaya tutmustum.

Delilik konusundaki yanilsamanizin duyularin asiri keskinligi oldugunu söylemedim mi size? Simdi, diyorum ki, tipki bir saatin pamuga sarildiginda çikaracagi tik taklar gibi kisik, boguk ve hizli sesler geldi kulagima. Bu sesi de çok iyi taniyordum. Ihtiyarin kalp atislari. Tipki çalan trampetlerin askerleri cesaretlendirmesi gibi, beni daha da kizdiriyordu.

Yine de kendimi tutup kimildamadim. Güç bela nefes aliyordum. Feneri sabit tuttum. Isigi gözün üstünden kimildatmamaya çalisiyordum. Ayni anda, berbat kalp atislari da yükseliyordu. Her an hizlaniyor ve yükseliyordu. Yasli adamin korkusu inanilmaz olmaliydi. Yükseldi, dedim ya, her an yükseldi! Gergin oldugumu söyledigimi hatirliyor musunuz: evet öyleyim. Ve simdi, gecenin su ölü vaktinde, bu eski evin ürkütücü sessizliginde öyle bir sesin bende zapt edilemez bir terör istegi uyandirmasi çok ilginçti. Yine de birkaç dakika daha kendime hakim olup kimildamadim. Ama vuruslar yükseliyor, yükseliyordu! Kalbin neredeyse patlayacagini düsündüm. Ve simdi, içime yeni bir endise düsmüstü - komsunun biri sesi duyabilirdi! Ihtiyarin zamani gelmisti! Gür bir bagirisla fenerin üstünü açtim ve odanin içine daldim. Çiglik atti - sadece bir kere. Bir anda onu yere indirdim ve agir yatagi üstüne ittim. Neseyle gülümsedim sonra, isin simdiye kadar iyi gitmis olmasina. Ama daha bir çok dakika, kalp boguk bir sesle atmaya devam etti. Yine de bu canimi daha fazla sikmadi: duvarin öbür tarafindan duyulmazdi. Zaten bir süre sonra o da kesildi. Yasli adam ölmüstü. Yatagi kaldirip cesede baktim. Evet, bir kaya gibi cansizdi. Elimi kalbinin üstüne koyup dakikalarca orada tuttum. Atmiyordu. Ölmüstü. Gözü artik canimi sikmayacakti.

Hala deli oldugumu düsünüyorsaniz da, cesedi saklarken aldigim tedbirleri duyduktan sonra düsünmeyeceksiniz.Hava agir agir aydinlaniyordu ve ben acele ediyordum, ama sessizce. Ilk önce cesedi parçaladim. Kafayi, kollari ve bacaklari kestim.

Oda dösemesinden üç tahta söktüm sonra, kestigim parçalari da dogramalarin arasina yigdim. Tahtalari yerine yerlestirdim, çok dikkatli, çok kurnazca, öyle ki hiçbir göz ?onunki bile- fark edemezdi. Temizlenecek bir sey kalmamisti ortada - hiçbir leke - kan ya da baska bir sey. Bunun için çok temkinli davranmistim. Tüm isi küvette yaptim - ha ha!

Bütün bu isleri bitirdigimde saat dört olmustu - gerçi hala gece yarisi kadar karanlikti. Saat çaldiginda, dis kapinin da vurdugunu duydum. Tasasiz bir sekilde kapiyi açmaya indim - korkacak neyim vardi ki? Kendilerini çok nazikçe polis memuru diye tanitan üç kisi gelmisti. Geceleyin komsunun teki bir çiglik duymus; birinin öldürüldügünden süphelenip karakola bildirmis ve onlar da evi kolaçan etmek için gönderilmisler.

Gülümsedim - niye korkayim ki - Polisleri içeri buyur ettim. Çigligi kötü bir rüya yüzünden benim attigimi söyledim. Yasli adamin ise köyde olmadigini. Ziyaretçilerime bütün evi gezdirdim. Evi aramalarini - iyice aramalarini önerdim. Son olarak da ihtiyarin odasina götürdüm onlari. Esyalarinin yerli yerinde oldugunu gösterdim. Öyle güveniyordum ki kendime, odaya sandalye getirip çok yorulduklarini, ve yorgunluklarini orada atmalarini istedigimi söyledim, bu arada ben de kendi sandalyemi, zaferimin verdigi cesaretle cesedin durdugu noktanin tam üzerine koydum.

Polisler tatmin olmustu. Davranislarim onlari ikna etmisti. Bense oldukça rahattim. Oturdular, ben sorularina nese içinde cevap verirken onlar da havadan sudan sohbet ediyorlardi. Ama çok geçmeden kendimi halsiz hissetmeye basladim, gitseler iyi olacakti. Basim agrimaya, kulaklarim çinlamaya basladi: onlarsa hala sohbete devam ediyorlardi. Çinlamalar iyice artti: - devam ediyor ve durmaksizin artiyordu: bu histen kurtulmak için daha fazla konusmaya basladim: ama o artiyor, daha da belirginlesiyordu - ta ki, sesin aslinda kulaklarimdan geldigini anlayana kadar.

Hiç süphem yok ki o zaman betim benzim atti; - yine de gür sesimle araliksiz konusmayi sürdürdüm. Ses yükseliyordu - ne yapabilirdim? Kisik, belli belirsiz, seri bir sesti - ayni pamuga sarilmis bir saatinki gibi. Solugum kesildi - yine de polisler duymuyordu. Daha hizli konusmaya basladim - daha hararetli; ama o ses inatla yükseliyordu. Ayaga kalktim, önemsiz seyler hakkinda abartili abartili konustum; ses hala yükseliyordu. Niye gitmiyorlar? Adamlarin söyledikleri beni sinirlendirmis gibi, sert adimlarla dösemede ileri geri yürüdüm - ses yükselmeye devam etti. Tanrim, daha ne yapabilirim? Sinirden köpürdüm - bagirip çagirdim - küfrettim! Oturdugum sandalyeyi dösemeye sürttüm ama o ses hepsini bastiriyor ve durmadan yükseliyordu. Yükseldi - yükseldi - yükseldi! Adamlar hala oturmus mutlu mesut sohbet ediyorlardi. Duymamis olmalari mümkün müydü? Yüce tanrim! - hayir, hayir! Duydular! - süphelendiler! - biliyorlar! - korkumla dalga geçiyorlar! - böyle düsündüm hala da öyle düsünürüm. Hiçbir sey o istiraptan daha kötü olamazdi! Hiçbir sey böyle alay etmelerinden daha dayanilmaz olamazdi! Bu ikiyüzlü gülücüklere artik dayanamazdim! Çiglik atacaktim ya da ölecek! Ve simdi - simdi yine! - Dinleyin! Yükseliyor! Yükseliyor! Yükseliyor!

"Alçaklar" diye bagirdim, "Daha fazla numara yapmayin! Dösemeleri kaldirin! Burada! Burada! ? Bu onun lanet kalbinin sesi!"

Çeviren : Asli Akarsakarya
Asli Akarsakarya'nin blogu