•  
  •  
  •  
  •    
  •   
  •  
  •  

Haberler

Son Eklenenler

Vizyondakiler

Gelecek Program

TV'dekiler

Sosyal ağlarda takip et!
Korku tünelini facebookta takip edin Korku tünelini twitterda takip edin
Kabus Gecesi 2
Kabus Gecesi 2
Film, hiç ummadiklari bir yerde ve zamanda, hiç ummadiklari garip bir yaratigin saldirisina ugrayan gençler mitinden hareket ediyor. Ancak umulmayani çok kisa sürede yitirme handikapini yasiyor. Hem karakterleri hem de seyirciyi çok çabuk bir sekilde Creeper’a alistiriyor.

Bu sebeple meraka ve bilinmeyeni kesfetmeye yer veremeyen film, sadece Creeper’in 23 yilda bir dünyayi ziyaret eden, basarili bir avci olduguna odaklaniyor. Ilk birkaç kisiyi avlamasi üzerine garip, farkli bir seyler olacagi umudunu tasisak da aslinda olan biten bir sey yok. Sadece Creeper’in insan vücudu parçalarini toplayip, kendine monte etme fantazisi var.

Fantazi üzerine daha çok gidilip, insanin bütün olma, bütün olarak kalma arzusu göz önünde bulundurulsa, belki daha korkutucu olarak addedilebilecek yaratik, bu düsünceler olmaksizin, tek basina büyük bir korku yaratamiyor. Bir yerden sonra, bir sonraki kurbanin kim olacagi ve hangi parçasini kaybedeceginden baska önemli bir sey kalmiyor.


Bu altyapisiz korku ve aynen tekrar eden ölümler de filmin içine girmeye ve heyecani yüksek seviyede tutmaya engel teskil ediyor. Hâl böyle olunca, korku filmlerinde çogunlukla yapilmamasi gerekenlerden biri olan karakterlerle ilgilenme tuzagina düsüyorsunuz.

Liseli erkek basketbolcular, garip bir biçimde escinsellige takmis durumdalar. Hepsinde homofobi mevcut. Birbirlerini sanki bu asagilik bir durummus gibi suçlayip dururken, sürekli üst bedenleri çiplak dolasip, hep beraber isemeye gitmekteler. Aralarindaki escinsellik göndermelerine anlam vermek pek mümkün degil gibi.

Suçlayicilarin basini ise filmin önemli karakterlerinden olan Scott Braddock çekiyor. Kendini fazlaca zeki zanneden Scott, otobüste dehset sirasinda inatla iyi fikirler ürettigi iddiasinda. Creeper bir süreligine ortalarda görünmeyince hemen otobüsten disari çikmayi teklif ediyor. Sanki çikinca ona yem olmayacaklarmis gibi. Yahut yaratigin bazilarini kendine yem seçtigi teorisinden hareket edip, yem olmayacaklarin gönül rahatligiyla kaçip gidebilecegini savunuyor.

Neyse ki, bir anda otobüsteki ponpon kizlardan birine birtakim imgelemler malum oluyor da, gençler hiçbir sekilde yaratiktan kurtulus olmadigini anliyorlar. Tabii biz o kizin neden seçilmis oldugunu anlayamiyoruz, o ayri. Iste tam bu umutsuzluk aninda filmin açilis sekansinda yaratigin küçük oglunu alip götürdügü mutsuz baba Jack Taggart gençlerin yardimina hizir gibi kosuyor.


Yaratikla savasabilmek için kendine acayip, zipkin gibi bir alet yapan Jack, gözlerindeki ‘Seni mahvedecegim!’ ifadesini hiç silmeden, cesurca mücadeleye girisiyor. Ne yazik ki, bu mücadelinin sonunda ne oldugunu serinin ilk filmi Jeepers Creepers'i seyredenler ve creeper mitini bilenler kolaylikla çözümleyebilirler.

Bu filmin korku dolu gençleri de türün içerdigi kliselerin disina çikmamis. Creeper efsanesine pek inanmak istemeyen, ama bir yandan da varolsa da bizi hemencecik surda öldür der gibi halleri var. Onlari suçlamamak lazim. Ne de olsa korku filmi gençleri böyleler!

Korku filmi gençlerini ve ani hareketler ile irkiltme taktigini iyi kullanan yönetmen Salva, belki baska hiçbir seyi kullanma geregi duymadigindan filmini ustalikla kotaramamis. Tabii herkes korku türüne yenilikler katmak zorunda degil, göndermeleri sevmiyor degiliz; ama biraz zeka piriltisi görsek hiç fena olmazdi. Siz ne dersiniz....?