•  
  •  
  •  
  •    
  •   
  •  
  •  

Haberler

Son Eklenenler

Vizyondakiler

Gelecek Program

TV'dekiler

Sosyal ağlarda takip et!
Korku tünelini facebookta takip edin Korku tünelini twitterda takip edin
Son Durak 3
Son Durak 3
“Film” dediginizde aklima ilk gelen örnektir ve hayatimda seyrettigim en güzel film serisidir SON DURAK. Iste üçüncü filme bu fikirlerle gittim.Sonucu birazdan belirtirim. Önce isterseniz biraz SON DURAK efsanesinden bahsedelim: Film sektörüne “sen istedigin kadar düsün ne olacagini bilemezsin” mesajini sokan filmdir. Sen içinden “ölecek” diye düsünürken yanildigini anlarsin. Sen “Öldü” dedigin bazi zamanlarda ise “Saka yaptim” diyecek kadar enteresan bir filmdir. Film seyirciyle dalga geçmektedir çünkü filmde de ölüm insanlarla ayni iliskiyi yasar.

Kimsenin tahminlerini kolay kolay dogrulamayan film olarak sinema tarihine adini altin harflerle yazdiran SON DURAK filminin üçüncü duragi bir lunapark. Evet yanlis yazmadim. Bir lunapark… Siz eglenir misiniz lunaparklarda? Bu filmi izledikten sonra o kadar da eglenceli gelecegini sanmiyorum. Yönetmenimiz sanirim bana ve benim gibi düsünenlere lâyik olmak için çok çalismaliydi. Çünkü bu film serinin üçüncü filmiydi ve ikincisinin ilkini aratmadigi ender serilerden biri olarak pek çok hayrani bulunmaktaydi. Onlar (yani bizler) için bu film çok çok önemliydi. Çünkü “hayatimizin filmi” dedigimiz serinin üçüncü filmde bizi hayal kirikligina ugratmasi hiç de güzel olmazdi. Tabiiki filmden beklentim çok çok ileri düzeydeydi. Ve bu 95 dakika sonra ya SON DURAK 3 benim için bu serinin en kötü duragi olacakti ya da efsanelesecekti. Bunu sadece 95 dakika sonra anlayacaktim.

Ilk filmde 180 sefer sayili uçak infilak etmisti, ikinci filmde ise 180 numarali karayolunda inanilmaz bir kaza gerçeklesmisti. Bu filmde lunaparkta raydan çikan bir hiz treni ölüm makinemiz oluyor, tabiiki SON DURAK serisine yakisir bir biçimde. Ancak her filmde olan yine oluyor ve “ölüm”ün haberinin olmadigi güçlü biri çikiyor. Olaylari önceden görüyor ve bunu söylüyor. Kimse inanmiyor tabiiki ancak çikan kavgaya karisanlar trene alinmiyor. Sonrasi ise malum Wendy’nin gördükleri bir bir gerçeklesiyor. Ve gözleri önünde ölenlerden birisi ise Erkek arkadasi…

Serinin iki filminde de ipucu olan farkli seyler kullanilmisti. Bu filmde de öyle olmus. Ancak bunun ne oldugunu siz bilmeyin. Yani en azindan izleyene kadar… Iste bu ipuçlari sayesinde Wendy ve Kevin ölümleri ve sekillerini tahmin etmeye ve önlemeye çalisiyorlar. Çünkü kazada alamadigi canlari almak için “ölüm” dönüyor…

Film tabii ki hepimizde daha izlemeden su soruyu sordurmustu “ilk filmde ‘ölüm’ sirayla aldi. Ikincisinde ise tersten baslayarak defteri kapatmak istedi. Peki ya simdi ne olacak, ölümün sirasi ne olacak?” Iste filmi bu fikirle seyredin. Bakin bakalim neler olacak?

Inanilmaz kaza sahneleriyle “film böyle olur” diyor adeta. Hani hep bir geyik vardir ya “soluksuz izledim” diye; iste filmin bazi bölümlerinde soluk almayi unuttugumu itiraf etmeliyim.

Identity (Kimlik) adli filmin son kisminda kameranin yaklasimi ve müzigin degismesiyle birlikte “simdi odanin anahtari çikar” demistim ve bilmistim. Daha sonra ise bu tahminim beni çok üzdü çünkü yönetmen beni sasirtamadi. Sürpriz yapamadi. Ancak SON DURAK bu konuda inanilmaz bir özellige sahip. Her filmin sonu tahmin edilemez bir sekilde. Bu da aynen öyle oluyor. Ne olacagini bilemiyorsunuz hatta bazen oluyor ve siz ögrendiginizi sanirken yönetmen sizi kandirdigini söylemekte geç kalmiyor.

SON DURAK bir efsanedir. Bugün birkez daha bu fikrimi onayladim ilk filmin de yönetmeni olan Wong harika bir is çikarmis.

Ne? Ilk iki filmi baglayan 180 numara bu filmin neresinde mi? Onu da söylemeyeyim. Sadece size “bol bol sasiracaginiz ve bol bol yanilacaginiz bir film. Hatta bittigine bile inanamayabilir ve sinemanin isiklari yanana kadar koltuklarinizdan kalkmamakta israr edebilirsiniz.” diyebilirim.


Filmin serinin digerleri ile kiyaslamasi:
Öncelikle artilardan baslayalim: Dedik ya filmi diger tüm filmlerden ayiran özelligi sasirtmasi diye, hepimiz ilk iki filmle direk baglantilar aradik ama bulamadik Iste bu sizin tüm film boyunca eski filmleri akliniza getirmenize sebebiyet veriyor. Ancak tek baglantisi kaza olur olmaz bir kisinin eski olaylari hatirlatmasi…

Filmin bir diger artisi bizi kendi kendimize sormak zorunda biraktigi sorular. Filmde ister istemez ölümün sifresini çözmeye çalisiyorsunuz. Ölüme çalim atmak ve Wendy’yi kurtarmak istiyorsunuz.

Filmin bir diger artisi ise az önce de bahsettigim gibi filmdeki ölüm sirasi olayi. Ancak filmde bundan hiç bahsedilmiyor. Iste burasina bayildim. Çünkü seyirciye “sadece izleme, bak bakalim ben ne yapmisim anlayabilecek misin?” diye soruyor. Eminim ki izleyen binlerce insan filmden çiktiklarinda eger bu konu hakkinda bir sey duymamissa bunu düsünmeyecektir.
Ve tabiiki en büyük SON DURAK artisi: en güzel ölüm sahneleri ve inanilmaz ölüm senaryolari…

Filmin ikilemleri:
Filmin ikilemlerine bakacak olursak tabiiki bunlar eksi degil eksi ile arti arasinda kalan ve tamamen kisisel olan olaylar. Öncelikle ben isterdim ki; ilk iki filmde oldugu gibi ölüm hakkinda inanilmaz sözler söyleyen ve gençlerin ipuçlarini izlemesini saglayan bir adam olsun. Ama yok. Orasi çok sade olmus. Kahramanlarimiz olaylari çözmelerini saglayacak ipuçlarini kendileri buluyorlar. Bu bence biraz eksik olmus. Keske ilk iki filmdeki o gizemli adam bir sekilde ortaya çiksaydi ve kendisini filmin ÖLÜMÜ ÇÖZEN ADAM’i olarak ilân etseydi. Ancak dedik ya SON DURAK bu; isi: sasirtmak.

Iste filmin bir baska ikilemi: Söyledigim gibi, bunlar sadece bence muallakta kalan konular. Ilk filmde olmayan ancak ikincisinde çok güzel kullanilan bir yöntemin üçüncü filmde yer almiyor olmasi. Ne mi o yöntem? Kameranin görüntüledigi her objenin ölümlerde yer almasi… Ilk filmde az kullanilmisti ancak ikinci filmde inanilmaz bir düzende kullanilmisti. Disçiye giden çocugu hatirladiniz mi? Kamera çocugu gösterirken arkasindaki camdan görünen isçiler ve tabii ki vinç… Hatta akvaryumdan tavandaki süslere kadar her sey filmin oyuncusuydu. Iste bunlari bilerek izledigim için gözlerim o dikdörtgendeki her objeyi taradi, ancak bazilar sadece figüran ve gerçek dekormus… Sanirim bu da ilk ve üçüncü filmin yönetmeni Wong’un tercihi…
Ve filmin bir baska ikilemi: Tekrarliyorum bu film benim hayatimdaki en begendigim seri oldugu için küçük seyleri eksi olarak degerlendirebilirim. Sanirim yine yönetmenden kaynaklanan bir olay bu da. Çünkü ilk film ile üçüncü filmde ortak ancak ikinci filmde yok. Ne mi? Neredeyse imkânsiz olan ölüm. Nedendir bilinmez James Wong yönettigi iki filmde de ilk ölümleri imkânsiz sekilde çekiyor. Ilk filmde banyodan gelen o mavi su çocugu öldürdükten sonra geri dönüyordu hatirlarsaniz. Iste bu filmde de öyle bir ölüm var. Ve tesadüf müdür bilemem ikisi de iki imkânsiz olay da ilk ölüm… Acaba burada Wong’un vermek istedigi bir mesaj mi var? Bunlarin Tesadüf olmadigini anlatmaya mi çalismis? Eger öyleyse bu gerçekten büyük bir arti…

VE SON:
Film öyle bir film ki, ve son öyle bir son ki; tamamen bizi düsündürmek için yapilmis… Bilin bakalim bu serinin 4.sü çekilecek mi? Seklinde hazirlanmis bence MÜKEMMEL bir son..

Kötü yani yok mu? Var tabii ki:
Eger sasirmayi sevmiyorsaniz klasik bir Türk Ask filmi izleyeni iseniz, “ben ne oldugunu bilmedigim filmi izleyemem” diyorsaniz, SAKIN IZLEMEYIN, yoksa sinirden aglayabilirsiniz.